Konu Bilgileri
Konu Basligi
yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri
Konudaki Cevap Sayisi
0
Konuyu Baslatan Uye
remzi
Goruntulenme Sayisi
568

Anahtar Kelimeler
thead2
yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri, yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri download , yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri indir, yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri yükle, yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri hilesi ,yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri melodisi, cep için yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri , yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri dinle, ,yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri izle ,yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri full yükle,free,yukle,İndir,download,inndir , yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri teması , bedava ücretsiz yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri
Konu Gönder  Cevapla 
 
Derecelendir
  • 4 Oylar - 3 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri
10-11-2008, 02:23 PM
Mesaj: #1
yardımlaşma ile ilgili atasözleri Örnekleri
Ata Sözleri


Adam olana bir söz yeter:

Dürüst, anlayışlı ve iyi ahlâklı kimselere bir şeyi bir defa söylemekyeterlidir. İstenileni yapmak için tekrar tekrar ikaz etmek zorundakalınan insanlarda akıl, ahlâk veya kişilik yönünden eksiklik vardemektir. Bir konuda anlayışsızlık göstermek art niyet belirtisidir.

Bir kimseye bir iş yaptırmak bir öğüt vermek veya doğru yolu göstermek hususunda yakınırken söylenir.

Az söyle, çok dinle:

Konuşmak insanoğluna bağışlanan nimetlerin en büyüklerindendir. Bunarağmen yerinde ve uygun konuşma, herkesin başaramadığı bir meziyettir.

Sözün en güzeli, az ve öz olanıdır. İnsanın karşılaştığı kötüdurumların pek çoğu dili yüzündendir. Çok konuşan çok hata yapar. Sırfkonuşmuş olmak için veya gereksiz yere konuşanların başı derttenkurtulamaz. Oysa az konuşup çok dinlemenin pek çok yararları vardır.Gerekmedikçe konuşmamak bir saadet, çok dinlemek de bir erdemdir.Herkesin bu kurala uyması gerekir.

Çok konuşanlara tembih, yetişme çağındaki insanlara tavsiye için söylenir.

Büyük lokma ye (de) büyük söyleme:

Başkalarını eleştirirken onları kınamamak gerekir. Eleştirilergenellikle yapıcı olmalı, hele hele kendimizi eleştirilen kişiden aslaüstün görmemelidir. Büyük konuşmak insanın değerini azaltır. Kaldı kibaşkalarını kınayan kişi çok zaman aynı duruma kendisi de düşmüştür.Ayıplamak, ayıplanan durumu davet etmek gibidir.

Kendilerini üstün görme çabasıyla başkaları aleyhinde atıp tutanlara bir tembih sözü olarak söylenir.

Derdini söyleyemeyen, derman bulamaz:

Çaresizlik içinde bocaladığımız birçok durumlar vardır ki başkalarınaaçılamadığımız için bir çıkış yolu bulamayız. İnsanın tek başınahalledemeyeceği müşküller olabilir. Bu durumda bize yardımıdokunabilecek birisine müracaat etmek kaçınılmazdır. Aksi takdirde içegömülen dertler, kişileri ruh bunalımlarına sürükleyebilir.

Zor anlarda bir yol gösteri aramanın gerektiğini vurgulamak için söylenir.



Dil epsem (olsa), baş esen (olur):

(Epsem: Suskun)

insanların başına gelen felâketlerin pek çoğu, dillerinitutamadıklarındandır. Her şeyi her yerde söyleyen densiz ve gevezelerelbette birtakım şimşekleri üzerlerine çekerler. Diline hakim olamayankişi de elbette kötü uygunsuz sözlerinin cezasını görür.

(Ayrıca . Bülbülün çektiği dili belâsıdır.)

konuşurken düşünmek ve temkinli davranmak ile ya hayrı konuşmak veya susmak gerektiğini anlatır.

Dilin kemiği yoktur:

Kişiler değişik zamanlarda apayrı fikirleri savunabilir; bugün karadediklerine yarın ak diyebilirler. Konuşmak kolaydır, atıp tutmak da.Ama iş icraata gelince söyleneni yapmak güçleşir. Hele hele kötü sözlersöyleyip tehditler savurmak asla hoş görülmez.

Uygunsuz ve kabul edilemeyecek sözler söyleyen kişiler hakkında kullanılır.

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar:

Toplumlar genel eğilimlerine göre sosyal hayatlarını düzenlerler vetoplumun genel gidişatı bireyleri de etkiler. Herkesin yalancı,düzenbaz, ahlâksız olduğu bir toplumda birilerinin dürüst, doğru ve iyiolması hazmedilemez. Daima hakkı, haklıyı gözeten doğruyu söyleyenböyle kişiler, başkalarının çıkarlarına engel oldukları içindışlanırlar ve zulüm görürler. Ne olursa olsun doğrudan ayrılmamakgerekir. Başkaları bana zarar verir korkusuyla gerçekleri söylememek,toplumları yıkan en kötü hastalıktır.

Hak�tan yana olup doğruyu söylediği için zarar gören insanları teselli amacıyla söylenir.

Doğru söz acıdır:

Kötü davranışları alışkanlık edinen ahlâksız insanlar bile ahlâklı vedürüst olmayı ister, böyle görünmeye can atarlar. Çünkü çıkarları bunugerektirir. Bir gün birinin çıkıp onlar hakkındaki gerçekleri bütünçıplaklığıyla söylemesi onlara çok acı gelir. Ancak yine de doğru sözüsöylemekten kaçınmamalıdır.

Menfaate dokunan gerçeklerin söz konusu edildiği zamanlarda söylenir.





Doğru söze ne denir!..

Gerçekler yorum kabul etmez. Onlar hakkında art niyetli söylenecek hersöz sahibine zarar verir. Bu bakımdan doğru, mantıklı ve güzel çözümlergetiren sözler tartışılamaz. Atasözleri buna misaldir; aksini söylemekpek mümkün değildir.

Doğru bir sözü kabullenmek gerektiğini tavsiye için söylenir.

Doğru söz yemin istemez:

Yemin, bir sözün doğruluğunu ispatlamak üzere çok gerekli hâllerdebaşvurulan bir ahittir. İnsanlar yalan söylemedikleri zaman yemineihtiyaç kalmaz. Bu bakımdan Türk-İslâm töresinde yemin hoşkarşılanmamaktadır. Doğru söz, başka olaylarca da desteklenir. Oysa birsözün yalan olması, ilgili olaylarla da ortaya çıkabilir. Bu bakımdanasla yemine ihtiyaç duymayacak kadar dürüst olmak gerekir. Zirasözlerini yemin ile kuvvetlendirmek isteyen kişilere şüpheyle bakılır.Kendisine saygısı olan insanlar ise zaten yemine ihtiyaç duymazlar.

Bir sözün doğru olduğunu ispatlayan belirtilerin ortaya çıkması üzerine söylenir.

Dost acı söyler:

Kişiler arasındaki ilişkilerde bazı kusurları yüze vurmak taraflarıincitebilir. Bu sebeple aralarında sıkı dostluklar bulunmayan insanlarhem karşısındakini kırmak ve utandırmamak, hem de kendisinieleştirdiğini gösterip de düşmanlığını kazanmamak için onun kusurlarıngörmezden gelirler. Oysa gerçek dostlar, karşılarındakinin iyiliğiniistediklerinden her türlü eleştiriyi yaparlar. Ta ki dostu kusurlarınıdüzeltsin ve başkalarına karşı eksikli olmasın. Ama gerçekleri söylemekkişilere ağır geldiği için bir dostun eleştirel sözleri acı kabuledilir. Unutmamalıdır ki yapıcı acı söz, boş iyi sözden üstündür.

Kişiler, iyiliklerini düşündükleri dostlarını tenkit ederken, bu atasözüyle fikirlerini kuvvetlendirirler.

Gafile kelâm, nafile kelâm:

Çevresinde olup bitenlerle ilgilenmeyen veya ilgilenmek istemeyenkişileri o konuda uyarmak boşunadır. Zira onlar ileriyi görmemektedirenir ve olaylar karşısında gaflet gösterirler. Bu bakımdankendilerini uyarmak için söylenen sözler hep boşa gider, işe yaramaz.

Laf anlamamakta ısrar edenler hakkında söylenir.



Hayvan koklaşa koklaşa; insan söyleşe söyleşe:

Hayvanların tanışma ve yakınlıkları içgüdüsel olarak koklaşa koklaşasağlanır. İnsan ise akıllı bir varlık olup bunu söz ile ifade eder.Dolayısıyla insanların yakınlıkları konuşarak sağlanır. Birbirinianlamayan kişilerin beraberlikleri mümkün değildir. Zira insanları birarada tutan en önemli unsur fikir birliğidir.

Sosyal ilişkilerde diyaloğun önemini vurgulamak için söylenir.

İki dinle bir söyle:

Çok konuşmak kişilerin başına pek çok zararlar açabilir. Yanlış, yalan,uygunsuz sözler ancak çok konuşan veya konuşmayı çok seven kişilerdebulunur. Oysa az, öz ve kısaca konuşarak meramı anlatmak ideal biryöntemdir. Az konuşmak, düşünerek ve yerinde konuşmak demektir. Acelecidavranıp hazırcevaplık taslamak iyi değildir. Karşımızdakini dinlemekona bir şeyler anlatıp durmaktan elbette iyidir.

Çok konuşup başkalarını rahatsız edenler veya terbiye çağındaki kişilere tavsiye için söylenir.

İmam bildiğini okur:

Cami ne kadar büyük olsa; imam (yine) bildiğini okur.

İyi nasihat verilir; iyi ad verilmez:

Herkes başkalarına güzel öğütler verebilir. Ama hiç kimse bir diğerinegüzel bir nâm kazandıramaz. İyi isim, kişinin kendi gayretiylekazanılır. Kişileri doğru yola çağırmak mümkündür; ama hareketlerinitayin etmek, sözlerini ve davranışlarını, huylarını belirlemek mümkündeğildir.

İyi bir kişi olmak hususunda, herkesin kendisinin gayret göstermesi gerektiğini vurgulamak üzere söylenir.

Kadı anlatışa göre fetva (hüküm) verir:

Birden fazla kişiyi ilgilendiren olaylarda herkes kendisini haklı bulurve olayı lehine yorumlayıp anlatır. Bu durumda tarafları dinleyen kişi,eğer olaya şahit olmamışsa, anlatılanlara bakarak hüküm verir. Bu daçoğunlukla her iki tarafın aynı anda haklı olması demektir. Her neolursa olsun gerçekleri saptırarak anlatmamak lazımdır.

Gerçekte haksız olan kişilerin haklı çıkması durumunda olayları çarpıttıklarını vurgulamak üzere söylenir.

Kara haber tez duyulur:

Kötü bir olayın haberi, olayla ilgili kişilere en kısa zamandaulaştırılır ki bir an önce gereken önlemler veya yapılması gerekenişler yapılsın. Buradan hareketle ölüm, kaza, hastalık, belâ gibi kötüolayların haberleri de hemen yayılır. Aslında kimse böyle bir haberiduymak istemez. Duyunca da bunun erken olduğunu düşünür.

Kötü bir haberin duyulması üzerine söylenir.

Kem söz (kalp akçe) sahibinindir:

(Kem: kötü)

İnsanlar zaman zaman kötü sözler söyleseler de sonradan bu sözlerikabul etmek istemezler. Hiç kimse kötü bir şeye sahip olmak istemez.Dolayısıyla kötü sözler çoğunlukla inkâr edilir. Buna rağmen halk okötü sözün sahibini elbette bilir. Bu tıpkı sahte ve geçmeyen paralargibidir. Kimse bu paraları kabul etmeyince sahibinde kalır.

Kötü söz ve davranışlardan kaçınmak gerektiğini vurgulamak üzere söylenir.

Kuru laf (boş lakırdı) karın doyurmaz.

Boş sözün insana hiçbir faydası olmaz. Böyle lakırdılardan ne iyi birsonuç alınabilir; ne de o sonuç işe yarar. Söz öncelikle doğru vetutarlı söylenmeli, sonra da hareket ve çalışma ile desteklenmelidir.Aksi takdirde hiç kimse yalnızca konuşmak, atıp tutmakla bir işbaşaramaz.

Boş sözlerle gevezelik edenler için söylenir.

Laf lafı açar (laf da kutuyu açar):

Sözün en etkili ve değerlisi, az ama öz olanıdır. Eğer konuşma uzayacakolursa, sözden söze geçilir ve hiç ortada olmayan konular hakkındakonuşulmaya başlanır. Belki asıl konuşulması gereken konu dağıtılmış,unutulmuş bile olur. Keza söz uzadıkça sırlar da yavaş yavaş açılır vegizli kalması gereken hususlar ortaya dökülür. Bu bakından meramayetecek kadar konuşmak en doğru yoldur.

Kısaca, görüşülmesi gereken bir konunun boş lakırdılar ile uzaması üzerine söylenir.

Lafla peynir gemisi yürümez:

Maksada ulaşmak, ancak çalışmakla olur. Bir kişinin �Şöyle yaparım,böyle ederim�� diye söylenmesi hiçbir işi hâlletmez. Ancak söylediğiniyapanlar sonuca ulaşır. Aksi takdirde boş laflar, atıp tutmalar ve kuruövünmeler ile iş yürümez.

Yapamayacağı şeyleri çok kolaymış gibi anlatarak olduğundan büyük görünmek isteyen kişiler hakkında söylenir.

Lafla pilav pişerse, deniz (dağ) kadar yağı benden:

Söz söylemek, iş görmeye ve başarı elde etmeye yetmez. Çalışarak hedefeulaşılabilir. Yoksa söz söylemeye gelince herkes yüksekten atabilir.İnsanların olduklarından daha üstünmüş gibi görünmeleri hiçbir işihâlletmez. Eğer bu tutum geçerli bir yol olsaydı, kişilerbirbirlerinden daha fazla palavra söyleyerek başarılı olurlardı.Marifet çalışmak, didinmek ve gayret saf etmektedir.

Kuru sözler ile kendini övenlere karşı bir ikaz sözü olarak söylenir.

Laf torbaya girmez:

Ağızdan çıkan bir sözün hiç söylenmemiş gibi gizlenmesi imkânsızdır.Onu duyan kişiler üzerinde, iyi veya kötü mutlaka bir etki yapar veyayılır. Bu durumda pişman olunan sözler, söyleyen kişilere zararverir. O hâlde her sözü düşünerek söylemek, önünün ardını hesap etmekgerekir. İstenmeyen durumlarla karşılaşmamak için sözlerimize çokdikkat etmeliyiz.

Söz söylerken iyi düşünmenin ve temkinli davranmanın gerekliliğini anlatmak üzere söylenir.

Leyleğin ömür laklakla geçer:

Aylak kişiler zamanlarının çoğunu konuşmakla geçirirler. Oysa bugevezeliklerinden hiçbir yarar elde edilemez. Bilakis zaman boşatüketilmiş, yapılması gereken işler yapılamamış olur. Hiçbir işyapmadan ileride yapacağı işleri anlatan; ama hiçbirini yapmayayanaşmayan ince insanlar vardır ki başkalarını meşgul etmekten öte birmeziyetleri yoktur. Bu türden kişilerin çenesine takılarak zamanımızıboşa harcamamalıyız.

Boş konuşmayı ve atıp tutmayı kendine huy edinen kişiler hakkında söylenir.

Marifet iltifata tâbidir:

Kişilerin başarıları takdir edildiği ve karşılığı verildiği müddetçedaha iyi sonuçlar elde edilir ve başarıların devamı sağlanır. Çokkaliteli bir mal üreten kişi, eğer o mala alıcı bulamıyorsa başarısınınbir anlamı yoktur. Kişilerin yararına kullanılmayan başarılar devamlıolamaz.

Beceri ve başarıları ödüllendirmek gerektiğini vurgulamak üzere söylenir.

Muhabbet iki baştan (olur):

İyilik iki baştan olur.

Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz:

İnsanlar enyin olup neyin olamayacağını tahmin edebilirler; amabilemezler. Bir şeye daha önceden �Olmaz, imkânsız, gerçekleşemez!�gibi müdahalelerde bulunmak sakıncalıdır. Çünkü dünyada olmayacak şeyyoktur. En olmayacakmış gibi görünen pek çok olay gerçekleşmiş, hiçakılda bulunmayan hadiseler vuku bulmuştur.

Umulmadık bir olay, veya bir olayın olmak ihtimaline itiraz edenlere tavsiye ve ikaz için söylenir.

Söyleme dostuna, o da söyler dostuna:

Güvenme dostuna, saman doldurur postuna.

Söyleyenden dinleyen ârif gerek:

Dinleyen kişiler eğer dikkatle dinliyorlarsa, konuşanın ne demekistediğini veya sözü nereye getireceğini kolayca anlayabilirler. Öylehâller vardır ki bir söz üstü kapalı söylenir. Bu durumda dinleyenindikkati başka şeyde ise imajı anlaması zor olur. Onun için bizimlekonuşan kişiyi mutlaka can kulağı ile dinlemeliyiz. Nitekim bu davranıştarzı bir nezaket kuralıdır. Keza çok konuşmak yerine çok dinlemek deinsanın değerini ve bilgeliğini artırır.

Karşımızdaki kişiyi can kulağıyla dinlemeyi tavsiye veya anlamamakta ısrar edenleri ikaz için söylenir.

Söyleyene değil, söyletene bak:

Kişiler her zaman konuşmalarını kontrol altında tutamayabilirler.Aceleci veya fevri davranışlarda ne söylediğimizi bilemeyebiliriz.Bazen de gerçekten insan hiç düşünmediği bir şeyi söyleyiverir. Hele busözler doğru olması istenen sözler ise, o kişiye bu sözleri Allah�ınsöylettiğine inanılır. İçten ve samimi söylenmiş sözlerin çoğu butürdendir.

Söylenmek istenilen hoş bir sözün başkası ağzından duyulması üzerine söylenir.

Söz ağızdan çıkar (namustur):

Dürüst ve yiğit kişiler ahitlerine sâdık kalır ve hiçbir sözleriniinkâr etmezler. Daha önce verdikleri sözde durur ve söyledikleriniyaparlar. Yapamayacağı şeyi söyleyen kişi ise insanları aldatan birhain demektir. Verilen söze namusumuz gibi sadık kalmalı ve gereğiniyapmalıyız. Çünkü söz ve vaad, namus kadar kutsaldır.

Kişilerin, verdikleri sözde durmaları için ikaz mahiyetinde söylenir.

Söz gümüşse sükût altındır:

Konuşmak, güzel ve yararlı olduğu zaman en büyük erdemdir. Ancak bundanda büyüğü susmak ve dinlemektir. Konuşmak kişinin başına olmadık işleraçabilir; ama susmak insanın değerini artırır. Unutmamalıdır kikişilerin başına gelen kötü hâllerin pek çoğu dillerinitutamamalarındandır.

Susmak ve dinlemenin konuşmaktan üstün olduğunu vurgulamak üzere söylenir.

Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir:

İnsanlar konuşarak ilişkilerini sürdürürler. Öyle sözler edilir kimuhatabı etkiler ve ondan umulan davranışı ortaya çıkarır. Ancak yineöyle sözler vardır ki muhatabı kızdırıp kötü olayların ve felâketlerinortaya çıkmasına yol açar. Konuşurken yumuşak, olumlu, ılımlı, tatlı veikna edici konuşmalı; hakaret dolu, ölçüsüz, sert ve kötü sözlersöylememelidir.

Ölçülü ve yapıcı konuşmanın gerekliliğini vurgulamak için söylenir.

Sükût ikrardan gelir (sayılır):

(İkrar: Bir şeyi kabul ettiğini söylemek)

kişilere yönelik teklif ve suçlamalarda suskun kalmak, söylenilenlerikabul etmek demektir. Suçlandığımız şeye itiraz etmiyorsak o suçuüstlenmiş sayılırız. Keza görüş bildirmemiz gereken bir husustasusuyorsak karşımızdakinin görüşünü benimsemiyoruz demektir.

Konuşulanlar karşısında sessiz kalmayı yeğleyen muhatap hakkında söylenir.

Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır:

Tatlı dil ile söylenen her söz mutlaka etkisini gösterir ve kişileriistenilen hedefe ulaştırır. Tatlı söz, güzel huy ve güler yüz, herkesimeftun eder. Acı sözler ile kırıcı davranışlar ve kötü huy iseinsanları olumsuz yönde etkiler, olacak işleri olmaz kılar. Acı sözlerile hiçbir hedefe ulaşmak mümkün değildir. Yer, zaman ve kişilere uyguntatlı dil ile insanlara her şey yaptırılabilir. Bunun için herkes tatlıdili huy edinmelidir.

Tatlı dilli ve güler yüzlü olmanın önemini vurgulamak üzere söylenir.
Ata Sözleri


Adam olana bir söz yeter:

Dürüst, anlayışlı ve iyi ahlâklı kimselere bir şeyi bir defa söylemekyeterlidir. İstenileni yapmak için tekrar tekrar ikaz etmek zorundakalınan insanlarda akıl, ahlâk veya kişilik yönünden eksiklik vardemektir. Bir konuda anlayışsızlık göstermek art niyet belirtisidir.

Bir kimseye bir iş yaptırmak bir öğüt vermek veya doğru yolu göstermek hususunda yakınırken söylenir.

Az söyle, çok dinle:

Konuşmak insanoğluna bağışlanan nimetlerin en büyüklerindendir. Bunarağmen yerinde ve uygun konuşma, herkesin başaramadığı bir meziyettir.

Sözün en güzeli, az ve öz olanıdır. İnsanın karşılaştığı kötüdurumların pek çoğu dili yüzündendir. Çok konuşan çok hata yapar. Sırfkonuşmuş olmak için veya gereksiz yere konuşanların başı derttenkurtulamaz. Oysa az konuşup çok dinlemenin pek çok yararları vardır.Gerekmedikçe konuşmamak bir saadet, çok dinlemek de bir erdemdir.Herkesin bu kurala uyması gerekir.

Çok konuşanlara tembih, yetişme çağındaki insanlara tavsiye için söylenir.

Büyük lokma ye (de) büyük söyleme:

Başkalarını eleştirirken onları kınamamak gerekir. Eleştirilergenellikle yapıcı olmalı, hele hele kendimizi eleştirilen kişiden aslaüstün görmemelidir. Büyük konuşmak insanın değerini azaltır. Kaldı kibaşkalarını kınayan kişi çok zaman aynı duruma kendisi de düşmüştür.Ayıplamak, ayıplanan durumu davet etmek gibidir.

Kendilerini üstün görme çabasıyla başkaları aleyhinde atıp tutanlara bir tembih sözü olarak söylenir.

Derdini söyleyemeyen, derman bulamaz:

Çaresizlik içinde bocaladığımız birçok durumlar vardır ki başkalarınaaçılamadığımız için bir çıkış yolu bulamayız. İnsanın tek başınahalledemeyeceği müşküller olabilir. Bu durumda bize yardımıdokunabilecek birisine müracaat etmek kaçınılmazdır. Aksi takdirde içegömülen dertler, kişileri ruh bunalımlarına sürükleyebilir.

Zor anlarda bir yol gösteri aramanın gerektiğini vurgulamak için söylenir.



Dil epsem (olsa), baş esen (olur):

(Epsem: Suskun)

insanların başına gelen felâketlerin pek çoğu, dillerinitutamadıklarındandır. Her şeyi her yerde söyleyen densiz ve gevezelerelbette birtakım şimşekleri üzerlerine çekerler. Diline hakim olamayankişi de elbette kötü uygunsuz sözlerinin cezasını görür.

(Ayrıca . Bülbülün çektiği dili belâsıdır.)

konuşurken düşünmek ve temkinli davranmak ile ya hayrı konuşmak veya susmak gerektiğini anlatır.

Dilin kemiği yoktur:

Kişiler değişik zamanlarda apayrı fikirleri savunabilir; bugün karadediklerine yarın ak diyebilirler. Konuşmak kolaydır, atıp tutmak da.Ama iş icraata gelince söyleneni yapmak güçleşir. Hele hele kötü sözlersöyleyip tehditler savurmak asla hoş görülmez.

Uygunsuz ve kabul edilemeyecek sözler söyleyen kişiler hakkında kullanılır.

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar:

Toplumlar genel eğilimlerine göre sosyal hayatlarını düzenlerler vetoplumun genel gidişatı bireyleri de etkiler. Herkesin yalancı,düzenbaz, ahlâksız olduğu bir toplumda birilerinin dürüst, doğru ve iyiolması hazmedilemez. Daima hakkı, haklıyı gözeten doğruyu söyleyenböyle kişiler, başkalarının çıkarlarına engel oldukları içindışlanırlar ve zulüm görürler. Ne olursa olsun doğrudan ayrılmamakgerekir. Başkaları bana zarar verir korkusuyla gerçekleri söylememek,toplumları yıkan en kötü hastalıktır.

Hak�tan yana olup doğruyu söylediği için zarar gören insanları teselli amacıyla söylenir.

Doğru söz acıdır:

Kötü davranışları alışkanlık edinen ahlâksız insanlar bile ahlâklı vedürüst olmayı ister, böyle görünmeye can atarlar. Çünkü çıkarları bunugerektirir. Bir gün birinin çıkıp onlar hakkındaki gerçekleri bütünçıplaklığıyla söylemesi onlara çok acı gelir. Ancak yine de doğru sözüsöylemekten kaçınmamalıdır.

Menfaate dokunan gerçeklerin söz konusu edildiği zamanlarda söylenir.





Doğru söze ne denir!..

Gerçekler yorum kabul etmez. Onlar hakkında art niyetli söylenecek hersöz sahibine zarar verir. Bu bakımdan doğru, mantıklı ve güzel çözümlergetiren sözler tartışılamaz. Atasözleri buna misaldir; aksini söylemekpek mümkün değildir.

Doğru bir sözü kabullenmek gerektiğini tavsiye için söylenir.

Doğru söz yemin istemez:

Yemin, bir sözün doğruluğunu ispatlamak üzere çok gerekli hâllerdebaşvurulan bir ahittir. İnsanlar yalan söylemedikleri zaman yemineihtiyaç kalmaz. Bu bakımdan Türk-İslâm töresinde yemin hoşkarşılanmamaktadır. Doğru söz, başka olaylarca da desteklenir. Oysa birsözün yalan olması, ilgili olaylarla da ortaya çıkabilir. Bu bakımdanasla yemine ihtiyaç duymayacak kadar dürüst olmak gerekir. Zirasözlerini yemin ile kuvvetlendirmek isteyen kişilere şüpheyle bakılır.Kendisine saygısı olan insanlar ise zaten yemine ihtiyaç duymazlar.

Bir sözün doğru olduğunu ispatlayan belirtilerin ortaya çıkması üzerine söylenir.

Dost acı söyler:

Kişiler arasındaki ilişkilerde bazı kusurları yüze vurmak taraflarıincitebilir. Bu sebeple aralarında sıkı dostluklar bulunmayan insanlarhem karşısındakini kırmak ve utandırmamak, hem de kendisinieleştirdiğini gösterip de düşmanlığını kazanmamak için onun kusurlarıngörmezden gelirler. Oysa gerçek dostlar, karşılarındakinin iyiliğiniistediklerinden her türlü eleştiriyi yaparlar. Ta ki dostu kusurlarınıdüzeltsin ve başkalarına karşı eksikli olmasın. Ama gerçekleri söylemekkişilere ağır geldiği için bir dostun eleştirel sözleri acı kabuledilir. Unutmamalıdır ki yapıcı acı söz, boş iyi sözden üstündür.

Kişiler, iyiliklerini düşündükleri dostlarını tenkit ederken, bu atasözüyle fikirlerini kuvvetlendirirler.

Gafile kelâm, nafile kelâm:

Çevresinde olup bitenlerle ilgilenmeyen veya ilgilenmek istemeyenkişileri o konuda uyarmak boşunadır. Zira onlar ileriyi görmemektedirenir ve olaylar karşısında gaflet gösterirler. Bu bakımdankendilerini uyarmak için söylenen sözler hep boşa gider, işe yaramaz.

Laf anlamamakta ısrar edenler hakkında söylenir.



Hayvan koklaşa koklaşa; insan söyleşe söyleşe:

Hayvanların tanışma ve yakınlıkları içgüdüsel olarak koklaşa koklaşasağlanır. İnsan ise akıllı bir varlık olup bunu söz ile ifade eder.Dolayısıyla insanların yakınlıkları konuşarak sağlanır. Birbirinianlamayan kişilerin beraberlikleri mümkün değildir. Zira insanları birarada tutan en önemli unsur fikir birliğidir.

Sosyal ilişkilerde diyaloğun önemini vurgulamak için söylenir.

İki dinle bir söyle:

Çok konuşmak kişilerin başına pek çok zararlar açabilir. Yanlış, yalan,uygunsuz sözler ancak çok konuşan veya konuşmayı çok seven kişilerdebulunur. Oysa az, öz ve kısaca konuşarak meramı anlatmak ideal biryöntemdir. Az konuşmak, düşünerek ve yerinde konuşmak demektir. Acelecidavranıp hazırcevaplık taslamak iyi değildir. Karşımızdakini dinlemekona bir şeyler anlatıp durmaktan elbette iyidir.

Çok konuşup başkalarını rahatsız edenler veya terbiye çağındaki kişilere tavsiye için söylenir.

İmam bildiğini okur:

Cami ne kadar büyük olsa; imam (yine) bildiğini okur.

İyi nasihat verilir; iyi ad verilmez:

Herkes başkalarına güzel öğütler verebilir. Ama hiç kimse bir diğerinegüzel bir nâm kazandıramaz. İyi isim, kişinin kendi gayretiylekazanılır. Kişileri doğru yola çağırmak mümkündür; ama hareketlerinitayin etmek, sözlerini ve davranışlarını, huylarını belirlemek mümkündeğildir.

İyi bir kişi olmak hususunda, herkesin kendisinin gayret göstermesi gerektiğini vurgulamak üzere söylenir.

Kadı anlatışa göre fetva (hüküm) verir:

Birden fazla kişiyi ilgilendiren olaylarda herkes kendisini haklı bulurve olayı lehine yorumlayıp anlatır. Bu durumda tarafları dinleyen kişi,eğer olaya şahit olmamışsa, anlatılanlara bakarak hüküm verir. Bu daçoğunlukla her iki tarafın aynı anda haklı olması demektir. Her neolursa olsun gerçekleri saptırarak anlatmamak lazımdır.

Gerçekte haksız olan kişilerin haklı çıkması durumunda olayları çarpıttıklarını vurgulamak üzere söylenir.

Kara haber tez duyulur:

Kötü bir olayın haberi, olayla ilgili kişilere en kısa zamandaulaştırılır ki bir an önce gereken önlemler veya yapılması gerekenişler yapılsın. Buradan hareketle ölüm, kaza, hastalık, belâ gibi kötüolayların haberleri de hemen yayılır. Aslında kimse böyle bir haberiduymak istemez. Duyunca da bunun erken olduğunu düşünür.

Kötü bir haberin duyulması üzerine söylenir.

Kem söz (kalp akçe) sahibinindir:

(Kem: kötü)

İnsanlar zaman zaman kötü sözler söyleseler de sonradan bu sözlerikabul etmek istemezler. Hiç kimse kötü bir şeye sahip olmak istemez.Dolayısıyla kötü sözler çoğunlukla inkâr edilir. Buna rağmen halk okötü sözün sahibini elbette bilir. Bu tıpkı sahte ve geçmeyen paralargibidir. Kimse bu paraları kabul etmeyince sahibinde kalır.

Kötü söz ve davranışlardan kaçınmak gerektiğini vurgulamak üzere söylenir.

Kuru laf (boş lakırdı) karın doyurmaz.

Boş sözün insana hiçbir faydası olmaz. Böyle lakırdılardan ne iyi birsonuç alınabilir; ne de o sonuç işe yarar. Söz öncelikle doğru vetutarlı söylenmeli, sonra da hareket ve çalışma ile desteklenmelidir.Aksi takdirde hiç kimse yalnızca konuşmak, atıp tutmakla bir işbaşaramaz.

Boş sözlerle gevezelik edenler için söylenir.

Laf lafı açar (laf da kutuyu açar):

Sözün en etkili ve değerlisi, az ama öz olanıdır. Eğer konuşma uzayacakolursa, sözden söze geçilir ve hiç ortada olmayan konular hakkındakonuşulmaya başlanır. Belki asıl konuşulması gereken konu dağıtılmış,unutulmuş bile olur. Keza söz uzadıkça sırlar da yavaş yavaş açılır vegizli kalması gereken hususlar ortaya dökülür. Bu bakından meramayetecek kadar konuşmak en doğru yoldur.

Kısaca, görüşülmesi gereken bir konunun boş lakırdılar ile uzaması üzerine söylenir.

Lafla peynir gemisi yürümez:

Maksada ulaşmak, ancak çalışmakla olur. Bir kişinin �Şöyle yaparım,böyle ederim�� diye söylenmesi hiçbir işi hâlletmez. Ancak söylediğiniyapanlar sonuca ulaşır. Aksi takdirde boş laflar, atıp tutmalar ve kuruövünmeler ile iş yürümez.

Yapamayacağı şeyleri çok kolaymış gibi anlatarak olduğundan büyük görünmek isteyen kişiler hakkında söylenir.

Lafla pilav pişerse, deniz (dağ) kadar yağı benden:

Söz söylemek, iş görmeye ve başarı elde etmeye yetmez. Çalışarak hedefeulaşılabilir. Yoksa söz söylemeye gelince herkes yüksekten atabilir.İnsanların olduklarından daha üstünmüş gibi görünmeleri hiçbir işihâlletmez. Eğer bu tutum geçerli bir yol olsaydı, kişilerbirbirlerinden daha fazla palavra söyleyerek başarılı olurlardı.Marifet çalışmak, didinmek ve gayret saf etmektedir.

Kuru sözler ile kendini övenlere karşı bir ikaz sözü olarak söylenir.

Laf torbaya girmez:

Ağızdan çıkan bir sözün hiç söylenmemiş gibi gizlenmesi imkânsızdır.Onu duyan kişiler üzerinde, iyi veya kötü mutlaka bir etki yapar veyayılır. Bu durumda pişman olunan sözler, söyleyen kişilere zararverir. O hâlde her sözü düşünerek söylemek, önünün ardını hesap etmekgerekir. İstenmeyen durumlarla karşılaşmamak için sözlerimize çokdikkat etmeliyiz.

Söz söylerken iyi düşünmenin ve temkinli davranmanın gerekliliğini anlatmak üzere söylenir.

Leyleğin ömür laklakla geçer:

Aylak kişiler zamanlarının çoğunu konuşmakla geçirirler. Oysa bugevezeliklerinden hiçbir yarar elde edilemez. Bilakis zaman boşatüketilmiş, yapılması gereken işler yapılamamış olur. Hiçbir işyapmadan ileride yapacağı işleri anlatan; ama hiçbirini yapmayayanaşmayan ince insanlar vardır ki başkalarını meşgul etmekten öte birmeziyetleri yoktur. Bu türden kişilerin çenesine takılarak zamanımızıboşa harcamamalıyız.

Boş konuşmayı ve atıp tutmayı kendine huy edinen kişiler hakkında söylenir.

Marifet iltifata tâbidir:

Kişilerin başarıları takdir edildiği ve karşılığı verildiği müddetçedaha iyi sonuçlar elde edilir ve başarıların devamı sağlanır. Çokkaliteli bir mal üreten kişi, eğer o mala alıcı bulamıyorsa başarısınınbir anlamı yoktur. Kişilerin yararına kullanılmayan başarılar devamlıolamaz.

Beceri ve başarıları ödüllendirmek gerektiğini vurgulamak üzere söylenir.

Muhabbet iki baştan (olur):

İyilik iki baştan olur.

Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz:

İnsanlar enyin olup neyin olamayacağını tahmin edebilirler; amabilemezler. Bir şeye daha önceden �Olmaz, imkânsız, gerçekleşemez!�gibi müdahalelerde bulunmak sakıncalıdır. Çünkü dünyada olmayacak şeyyoktur. En olmayacakmış gibi görünen pek çok olay gerçekleşmiş, hiçakılda bulunmayan hadiseler vuku bulmuştur.

Umulmadık bir olay, veya bir olayın olmak ihtimaline itiraz edenlere tavsiye ve ikaz için söylenir.

Söyleme dostuna, o da söyler dostuna:

Güvenme dostuna, saman doldurur postuna.

Söyleyenden dinleyen ârif gerek:

Dinleyen kişiler eğer dikkatle dinliyorlarsa, konuşanın ne demekistediğini veya sözü nereye getireceğini kolayca anlayabilirler. Öylehâller vardır ki bir söz üstü kapalı söylenir. Bu durumda dinleyenindikkati başka şeyde ise imajı anlaması zor olur. Onun için bizimlekonuşan kişiyi mutlaka can kulağı ile dinlemeliyiz. Nitekim bu davranıştarzı bir nezaket kuralıdır. Keza çok konuşmak yerine çok dinlemek deinsanın değerini ve bilgeliğini artırır.

Karşımızdaki kişiyi can kulağıyla dinlemeyi tavsiye veya anlamamakta ısrar edenleri ikaz için söylenir.

Söyleyene değil, söyletene bak:

Kişiler her zaman konuşmalarını kontrol altında tutamayabilirler.Aceleci veya fevri davranışlarda ne söylediğimizi bilemeyebiliriz.Bazen de gerçekten insan hiç düşünmediği bir şeyi söyleyiverir. Hele busözler doğru olması istenen sözler ise, o kişiye bu sözleri Allah�ınsöylettiğine inanılır. İçten ve samimi söylenmiş sözlerin çoğu butürdendir.

Söylenmek istenilen hoş bir sözün başkası ağzından duyulması üzerine söylenir.

Söz ağızdan çıkar (namustur):

Dürüst ve yiğit kişiler ahitlerine sâdık kalır ve hiçbir sözleriniinkâr etmezler. Daha önce verdikleri sözde durur ve söyledikleriniyaparlar. Yapamayacağı şeyi söyleyen kişi ise insanları aldatan birhain demektir. Verilen söze namusumuz gibi sadık kalmalı ve gereğiniyapmalıyız. Çünkü söz ve vaad, namus kadar kutsaldır.

Kişilerin, verdikleri sözde durmaları için ikaz mahiyetinde söylenir.

Söz gümüşse sükût altındır:

Konuşmak, güzel ve yararlı olduğu zaman en büyük erdemdir. Ancak bundanda büyüğü susmak ve dinlemektir. Konuşmak kişinin başına olmadık işleraçabilir; ama susmak insanın değerini artırır. Unutmamalıdır kikişilerin başına gelen kötü hâllerin pek çoğu dillerinitutamamalarındandır.

Susmak ve dinlemenin konuşmaktan üstün olduğunu vurgulamak üzere söylenir.

Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir:

İnsanlar konuşarak ilişkilerini sürdürürler. Öyle sözler edilir kimuhatabı etkiler ve ondan umulan davranışı ortaya çıkarır. Ancak yineöyle sözler vardır ki muhatabı kızdırıp kötü olayların ve felâketlerinortaya çıkmasına yol açar. Konuşurken yumuşak, olumlu, ılımlı, tatlı veikna edici konuşmalı; hakaret dolu, ölçüsüz, sert ve kötü sözlersöylememelidir.

Ölçülü ve yapıcı konuşmanın gerekliliğini vurgulamak için söylenir.

Sükût ikrardan gelir (sayılır):

(İkrar: Bir şeyi kabul ettiğini söylemek)

kişilere yönelik teklif ve suçlamalarda suskun kalmak, söylenilenlerikabul etmek demektir. Suçlandığımız şeye itiraz etmiyorsak o suçuüstlenmiş sayılırız. Keza görüş bildirmemiz gereken bir husustasusuyorsak karşımızdakinin görüşünü benimsemiyoruz demektir.

Konuşulanlar karşısında sessiz kalmayı yeğleyen muhatap hakkında söylenir.

Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır:

Tatlı dil ile söylenen her söz mutlaka etkisini gösterir ve kişileriistenilen hedefe ulaştırır. Tatlı söz, güzel huy ve güler yüz, herkesimeftun eder. Acı sözler ile kırıcı davranışlar ve kötü huy iseinsanları olumsuz yönde etkiler, olacak işleri olmaz kılar. Acı sözlerile hiçbir hedefe ulaşmak mümkün değildir. Yer, zaman ve kişilere uyguntatlı dil ile insanlara her şey yaptırılabilir. Bunun için herkes tatlıdili huy edinmelidir.

Tatlı dilli ve güler yüzlü olmanın önemini vurgulamak üzere söylenir.
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum Atla:


 Tema Değiştir:

İletişimBaK-Kal.NetYukarıya dönİçeriğe DönHafileştirilmiş SürümRSS Beslemesi

Genel